Fiziksel mi, Psikolojik mi?

İnsanı asıl ne yorar? Fiziksel yükler mi, yoksa psikolojik zorlanmalar mı?

Herkesin eşiği farklıdır ama beni psikolojik konular çok daha fazla zorluyor.

Otuz yılı aşkın süredir işim gereği sürekli hareket halindeyim. Ofiste geçirdiğim günler sayılıdır; genelde iş ortaklarımızın yanındayım, onların gündemi ve ritmiyle yaşıyorum. Bu yüzden haftada en az bir kez uçağa biniyorum. Hatta haftada 6 kez uçarak rekor kırdığım dönemler oluyor. Bugün 57 yaşındayım ve bu yoğun temponun beni neden tüketmediğini şimdi daha iyi anlıyorum.

Bu direncin sırrı basit bir dengede saklı: Sağlıklı beslenme ve uyku işin fiziksel yakıtı; ama asıl güç kaynağım iç ve dış motivasyonum.

Dış motivasyonum; 40 kişilik sevdiğim ve saygı duyduğum bir ekibi ortak bir vizyonla yönetmek. Tüm ekip olarak 25 yıldır ülkemizin köklü kurumlarına gelişim yolculuklarında eşlik ediyoruz.

Onların hayallerini ve gündemlerini kendimize dert ediniyoruz. Belirsizliğin hâkim olduğu o "sisli havalarda" rehberlik yapmak tüm yorgunluğumuzu alıyor. Yardım etmek ve birlikte başarmak duygusu bizi sürekli şarj ediyor.

İç motivasyonum ise kendime verdiğim sözleri tutmak ve sorumluluklarımı yerine getirmekten geliyor. İş ortağı, yönetici, eş, baba, evlat ve ağabey olarak yüklendiğim tüm rollerde güvene dayalı ilişkiler kurmak, benim asıl psikolojik sermayem.

Fiziksel yorgunluk bir uykuda geçiyor; ancak her rolümde değer yaratma isteğim sürdükçe zihnim dinç kalıyor.

Bence insanı son nefesine kadar hayata bağlayan şey bu "anlam duygusu". Hayatın koşturmacası içinde bu duygunun kıymetini bilmek ve onu beslemek gerekiyor.

Gözlemlerim gösteriyor ki; bunu başaranların enerjisi düşmüyor, ruhu ve zihni hep dinç kalıyor.

Daha Fazla Daha Az