İş yaşamı, tarih boyunca birçok kavramı dönüştürdüğü gibi "profesyonellik" kavramını da ciddi bir değişime uğrattı. Günümüzde bu kavramın kazandığı anlam, ilk çıkış noktasından oldukça uzaklaşmış durumda.
Profesyonelliğin gerçekte neyi temsil ettiğini anlamak için, güncel iş pratiklerine göz atmakta fayda var sanırım.
Profesyonelliği Sorgulatan Temel Sorular
Çıkar Dengesi: Kurumun menfaatlerini kendi kişisel beklentilerinin önünde tutmak mıdır, yoksa tam tersi mi?
Kolay Yol: Zor durumda kalındığında doğru olmasa da "kolay" yolu seçmek midir, yoksa her koşulda doğruyu savunmak mıdır?
Ekonomik Gerçeklik: Şirketin içinde bulunduğu maddi durumdan bağımsız olarak bireysel taleplerini sürekli artırmak mıdır, yoksa kurumun sürdürülebilirliğini de gözetmek midir?
Taahhütlere Sadakat: Daha cazip bir iş teklifi alındığında, halihazırda verilmiş olan sözleri ve taahhütleri yerine getirmek midir, yoksa ilk fırsatta bunları yarım bırakarak şirketten ayrılmak mıdır?
Ekip Etiği: Başka bir kuruma geçerken eski çalışma arkadaşlarını da beraberinde götürerek eski şirketini operasyonel olarak zayıflatmak mıdır, yoksa etik rekabet sınırları içinde kalmak mıdır?
Başarının Paylaşımı: Elde edilen başarıda tüm ekibin payını teslim etmek midir, yoksa "profesyonel imaj" adına tüm krediyi tek başına üstlenmek midir?
Geri Bildirim Kültürü: Hataları yapıcı bir şekilde dile getirip çözüm aramak mıdır, yoksa ofis politikaları ve dedikodu üzerinden bireysel konumunu güçlendirmeye çalışmak mıdır?
Bireyselliğin Getirdiği Sorunlar ve Çözüm Yolu
Açıkçası bu liste, iş hayatındaki gri alanlara göre daha da uzatılabilir. Ancak tehlikeli olan durum, profesyonellik adı altında sergilenen bu bireysel yaklaşımların artık birer istisna olmaktan çıkıp genel bir "norm" haline gelmeye başlamasıdır.
Bu kültürel erozyon, uzun vadede şirketlerin varlığını tehdit eden temel unsurdur. Nitekim birçok şirket bireyselliği ön plana çıkaran bu yaklaşımlar nedeniyle günümüzde ciddi yapısal sorunlar yaşamaktadır. Aslında toplumu ve şirketleri güçlendiren unsur, bireylerin birbirine olan güveni ve ortak hedefe odaklanma becerisidir.
Sonuç olarak; gerçek anlamda güçlü ve sürdürülebilir şirketler, kendine dönük bireylerden değil, "takım oyunu" oynayabilen ve etik değerleri davranışlarının merkezine koyan kişilerden oluşur. Bu değerler bütünlüğünü korumayı başaran firmalar, geleceğin iş dünyasında varlıklarını sürdürmeye devam edecektir.
Daha Fazla Daha Az